|
Fırtına Davası | TRABZON İDARE MAHKEMESİ’NE SUNULAN, OBJEKTİF VE TARAFSIZ OLMASI GEREKEN BİLİRKİŞİ RAPORU’NDAN ÇARPICI, BİLİMSEL ALINTILAR |
|
|
| Yapılan projenin “yap-işlet-devret” uygulamaları çerçevesinde gerçekleştirilmesi amacı ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile BME Enerji Yatırımları ve Ticaret A.Ş. arasında 3096 sayılı kanunun 4. Maddesi uyarınca bir sözleşme imzalanmıştır (21.09.1995). Bu sözleşme ile daha önce 14.06.1989 tarihinde imzalanan sözleşme geçersiz kılınmıştır.
BM NOTU: DGHES PROJESİ 14.06.1989 tarihli sözleşme çerçevesinde gerçekleştirilmektedir.
Proje ile ilgili olarak hazırlanan son ÇED Raporu Haziran 1998 tarihli olup, ilk ÇED Raporu’nun hazırlanmasına 1995 yılında başlanmıştır (Knight Piésold Firması tarafından). Bu rapor Mayıs 1996’da Çevre Bakanlığı’na sunulmuştur. Ancak Çevre Bakanlığı’nın “İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu (İDK)” bu rapora itiraz etmiştir. Bu sebeple Parmaş A.Ş.’ye hazırlattırılan ek ÇED Raporu Şubat 1998 tarihinde Çevre Bakanlığı’na sunulmuştur. Ancak bu Raporda, İDK tarafından yapılan itirazlar ve birleştirme teklifi doğrultusunda yeniden elden geçirilmiş ve üçüncü rapor Mayıs 1998’de sunulmuştur. İDK tarafından yapılan son itirazlar da göz önüne alınarak, düzeltilmiş olan ÇED Raporu Haziran 1998’de Çevre Bakanlığı’na sunulmuştur. Çevre Bakanlığı Haziran 1998’de sunulan son ÇED Raporu üzerine 26.06.1998’de ÇED Olumlu Belgesi’ni vermiştir.
BM NOTU: Parmaş, ODTÜ Üniversitesinin bünyesinde faaliyet gösteren bir Çevre Mühendisliği Birimi olup, 1995 yılında Knight Piésold tarafından Türk partner olarak seçilmiş ve o tarihten beri projeyi tanımaktadır.
Çevre Bakanlığı tarafından 26 Haziran 1998’de verilen ÇED Olumlu Belgesi’nin hemen ardından BME A.Ş. Fırtına Deresi’nde yol yapım ve genişletme çalışmalarına başlamıştır. (Temel atma-Çalışmaya başlama tarihi Temmuz 1998).
BM NOTU: Kamulaştırma, çalışma ve inşaat izni alınmadan yol çalışması başlatılamaz. Bu işlemler Ekim 1998’de tamamlanmış ve Ekim 1998 sonunda çalışmalara başlanılmıştır.
Özellikle son 30-40 yıldaki orman tahribatı dikkat çekici ve çok zarar veren sellerin oluşumunun sıklaşmasına ve tahrip edici sel etkilerinin artmasına sebep olmuştur.
BM NOTU: Bilirkişilerin de itiraf ettiği ve herhangi bir katma değerin yaratılmasını amaçlamayan, sadece kişisel çıkar gereği tahrip edilen ormanların neden olduğu sel etkisi DGHES’in inşaası ile kontrol altına alınmış olacaktır.
Fırtına Deresi’nin inceleme konumuz olan havzası, esas itibariyle granit anakayasından oluşmuştur.
BM NOTU: Havza esas itibariyle bazalt anakayasından oluşmaktadır.
Yol yapımı çalışmalarının dereye getireceği çamur ve su bulanıklığı yükü ÇED Raporu’nda geçiştirilmiştir.
BM NOTU: Dağlık arazide yüksek irtifalardaki tünel girişlerine ulaşmak amacıyla yapılan ulaşım yolları inşaatının derede ne şekilde bulanıklığa yol açacağı asıl Bilirkişi Raporu’nda geçiştirilmiştir. Yaklaşık 500 işçinin ise devamlı olarak şantiyede yatması, yemesi, yıkanması, hela kullanması ve kış aylarında ısınması gerekmektedir. Bu yoğunlukta bir şantiyenin arıtma sisteminin projesi ÇED Raporu’nda irdelenmemiştir. BM NOTU: Bilirkişi heyeti proje şantiyesine Ocak 99 tarihinde yaptığı keşif gezisi sırasında yüksek kapasiteli şantiye arıtma tesislerini görmesine rağmen konuyu kasden gündeme getirmektedir. Çöplerin Çamlıhemşin Belediyesi tarafından toplanacağı ÇED Raporu Sh. 5/35-36 ve Bk. C Sh. 23’te (Belediye Başkanlığı yazısı) belirtilmiştir. Çamlıhemşin İlçesi’nin merkez nüfusu 2829 kişidir (ÇED Sh. 4/101 Tablo 4.25). Kendi çöpünü toplamakta zorluk çeken ve bir alana çöp yığan belediye hangi teknik imkanları ile 1200 kişiye yükselen inşaat şantiyesinin çöpünü ve artıklarını toplayıp bertaraf edebilecektir? BM NOTU: Belediyelerin çöp toplama problemi Türkiye çapında bir sorundur. Bu sorunu gündeme getirmek için DGHES’in yapımını beklemek son derece komiktir. Fırtına Havzasını zaten çöplük haline getirmekte olan sistemsizliğin DGHES nedeniyle gündeme gelmesi bir yörede yatırıma başlamanın sayılamayan yararlara neden olduğunun en güzel kanıtıdır. Milli Park içindeki yapıların yıkılacağı veya tamir edilip, Orman Bakanlığı’na verileceği gibi veya bir takım taahhütlerde bulunulmaktadır. Bu işlemlerin hangi konularda, hangi esaslara göre ve kaç paraya yapılacağına dair bir sözleşmeden bahsedilmemiştir. ÇED Raporu’nda belirtilen” tedbirlerin alınması şartıyla” ifadesi ile ÇED Raporu’nda bu tedbirlerin nasıl alınacağının belirsizliği durumu açıkça ortaya koymaktadır. Aynı şekilde BMK A.Ş. adına Bülent Kuyumcu tarafından imzalanmış olan “Taahhütname”’ye göre ÇED Raporu’nda yeralan tüm hususlara uyulacağı ifadesinin bu belirsizlikler içinde anlam ve değeri ortaya çıkmaktadır. (Dava dilekçesi ekindeki 24.06.1998 tarihli taahhütname). BM NOTU: Yukarıda yer alan ifadeler bilirkişilerin önyargı ve taraf tutma şartlanmışlığı nedeniyle bir çeşit “suçlama histerisi” içine girdiklerinin en açık delilidir. Zira sözü edilen yapılar, projenin inşaat faaliyetleri sırasında BM’ce inşa edilecek küçük şantiye yapılarıdır. İnşaatın bitiminde, Orman Bakanlığının arzusuna göre BM bu yapıları derhal yıkmayı veya kullanılması düşünülüyorsa, Bakanlığa devretmeyi taahhüt etmektedir.
Tesis için yapılacak toplam 295 milyon ABD Doları olarak hesaplanmıştır. Bu paranın 53,4 milyon Doları yurtiçi kaynaklardan, 241,6 milyon Dolar da yurtdışı kaynaklardan sağlanacaktır. BM NOTU: Görevi projenin çevresel etkilerinin araştırmak olan Bilirkişi heyetinin “HES fizibilitesi, mali analiz ve nakit akımı” konularında el yordamı ile yapmaya çalıştığı bu değerlendirmelere cevap vermek mümkün değildir. ÇED Raporu’nda Sh. 1/1’deki ifadeye göre hidroelektrik santralının ekonomik ömrü 25 yılda (sözleşmedeki süre) dolacak ve Devlete bir hurda sistem devredilecektir. BM NOTU: Sözü edilen 25 yıl, YİD kanununa göre proje şirketlerine verilebilecek azami işletme hakkı süresidir. HES’lerin 25 yılda hurdaya dönüşeceğini iddia eden bir bilirkişi heyetinin, “kamu yararına ne getiriyor ve ne götürüyor” konusunun sorgulanmasından ibaret olan DGHES konusunda, bu yeterli bilgi birikimi ve tecrübeye sahip olmadıklarını, hiçbir yorum yapma haklarının olmadığını görmekteyiz. Ancak yağış akış değerleri ve regülatörlerden sonra derelerden akacak su miktarları incelendiğinde, işletme süresinde derelere yeterli miktarda su bırakılacağı sözü pek inandırıcı değil (Bkz. Tablo 10). BM NOTU: Bilimsel olduğu varsayılan bu Raporda yeralan “pek inandırıcı değil sözü” Bilirkişilerin yaklaşım tarzının delilidir. “İnandırıcı değil” gibi bilimsellikten uzak subjektif ve muhtemelen kişisel bir görüşü yansıtan değerlendirmenin bilimsel olduğu iddiası ile hazırlanan bir raporda yeri olmadığı görüşündeyiz. Ortalam yıllık su akışı miktarları ile hidroelektrik santral çalıştırılması düşünülemez .En düşük akış değerlerinde derelerden gelip regülatörlere toplanan su tünellere verilerek elektrik üretilecek. Derelere bırakılacak su kalmayacak veya pek az olacak. BM NOTU: Bilirkişi heyeti, bilimsel terminolojiye “inandırıcı, kalmayacak veya az olacak vs. …….” gibi yeni kavramlar kazandırmışlardır. Zira yukarıda yazılı paragrafın ne bilimsellikle ne de HES’lerin işletilme prensipleri ile hiçbir bağlantısı yoktur. “Depo alanları Orman Bakanlığı Orman Bölge Müdürlüğü’nün izni ve uygun görüşü ile kurulacaktır” denilmektedir. Rapor Ek.C’de Orman Bölge Müdürlüğü görüşü yoktur. Bu görüş alındıktan sonra depo yeri önerilebilir. İzin verilmezse ne olacak? S.5.8 BM NOTU: Orman Bakanlığı İDK toplantılarında temsil edildiğinden, bu iznin verilmemesi diye bir konu olamaz. Bilirkişi raporunun 11. Sayfasının Not Bölümü: “Depo fazlası 120.000 m3 materyalin (119.700 m3 ) 91.000 m3’ü santral ve şaft kazısından çıkacaktır. Çamlıhemşin İlçesi’nde 10 tonluk 20 kamyon (10 dolu gidiş, 10 boş geliş) geçirilirse ve yılda 300 gün nakliyat yapılırsa bu materyalin Karadeniz Otoyolu’na nakli dört yıl sürer. Buradaki önemli sorun ÇED raporunda geçiştirilmiştir” BM NOTU: Raporda yapılan hesaplara göre 4 yılda nakledilebilecek materyal miktarı (10 ton/kamyon)*(20 kamyon)*(10 sefer/gün)*(300 gün/yıl)*(4 yıl)=2.400.000 ton olarak hesaplanabilir. Yine aynı rapora göre taşınması gerekecek miktar ise sadece 120.000 m3 , yani 240.000 tondur. Normalde 4 ay sürebilecek bir işin 4 yıl olarak gösterilmesi, projenin yapılabilirliğine karar vermekle yükümlü olan ve büyük önem taşıyan bilirkişi raporundaki “işlem hatalarının” bile taraflılığını gözler önüne seriyor. Bilirkişi raporunun 4. Maddesi: “ÇED raporunun 5/9 da belirtilen depo yerlerinde taşkına karşı tahkimatın yapılacağı ifadesi yetersizdir” BM NOTU : ÇED raporunda bu önlemin ilave bir önlem olduğu belirtildiği gibi depoların dere akışyatağı düzenini bozacak, yönlendirecek şekilde yapılması söz konusu değildir. Çünkü depolar dere yatağında değildir. Dereye bırakılacak etek suyu miktarının aylık doğal akışın en az olduğu Ocak ayı ortalaması kadar (4.91 m3/ sn) olması gerektiği; bundan az su bırakıldığı takdirde tatlı su ekosisteminin çok zarar göreceği veya yok olacağı.. BM NOTU: Bilirkişi Raporu'nda dereye bırakılacak etek suyu miktarı, aylık doğal akışın en az olduğu Ocak ayı ortalama değeri olan 4.91m3/sn olarak verilmektedir. Ortalama kelimesinden anlaşılacağı üzere Ocak ayında bu değerin daha altında da su gelmektedir. Az su gelen günlerde ne yapılacaktır ? Dereye ortalama değerde su bırakabilmek için taşıma su mu getirilecektir ? Hafriyat atıklarının ve inşaat malzemelerinin naklinden kaynaklanacak trafik artışı hesaplanmıştır. Taşıma işlemlerinin 2000 - 0700 saatleri arasında yapılacağı belirtilmektedir. Gece saatleri gürültü açısından hassas saatlerdir. 11.12.1986 tarih ve 19308 sayılı Gürültü Kontrol Yönetmeliği Madde 15’e göre inşaatta kullanılacak araçların (yük kamyonları dahil) 2000 - 0800 saatleri arasında kullanılması mümkün değildir. Raporda bahsedilen tedbir Yönetmelikle çelişki halindedir. Diğer taraftan gece saatlerinde trafikten kaynaklanabilecek azami gürültü, trafik gürültüsü için temel kriter olan 35-45 dBA’nın 10 Db eksiği yani 25-35 dBA’dır. Yük kamyonlarının gece saatlerinde Çamlıhemşin’in merkezinde oluşturacağı gürültü ne kadardır? ÇED Raporu buna cevap vermemektedir. BM NOTU: DGHES Projesinin, Fırtına Vadisinin ekosistemine etkilerini değerlendirmek amacıyla atanan bilikişi heyetinin eline bazı çevrelerce hazır olarak verilen raporu elemeye tabi tutmadan aynen imzalayıp mahkemeye sunduklarının bir delili olmasından başka, bu satırlar için yorumsuz kalıyoruz. Kale yakınlarında 2 ile 4 noktaya hız kesici yerleştirilerek hız düşürüleceği belirtilmektedir. Ancak araçların hız kesiciye çarpmasından kaynaklanacak titreşim hesaba katılmamış, hız kesicilerin hangi uzaklığa yerleştirileceği belirtilmemiştir. BM NOTU: Kişisel orman katliamı, kanalizasyonların aktığı Fırtına Deresi, katı atıklarla çöplüğe dönen yöre, bir haneye yol açmak işin kesilen ağaçlar, Ayder Yaylasına adeta ticari nakliyatı canlandırmak için açılmış standart genişlikte devlet karayolu … Bunlara sessiz kalan sözde çevrecilerin, bilim adamlarına imzalattırdıkları düzmece raporun, “hız kesici tümseklerin yerlerinin belirlenmediği” şeklindeki yorumuna yorum getirmeye gerek duymuyoruz. Hodeçür Deresi Vadisi’nde tünele ulaşım yolu, tüm anlamı ile bu işi ve tekniği bilmeyen kişilerin yaptığı yol açma çalışmasıdır. İlgili Pazar Orman İşletmesi’nin de kontrolü yapmadığı veya birtakım etkilenmeler ile yapamadığı açıkça gözlenmiştir. BM NOTU: Bilimsel bir rapordan ziyade bir “bilgisizlik mazumesi” olarak değerlendirilebilecek rapordaki gözlemlerin aksine, söz konusu yol tamamen tekniğine uygun olarak BM Holding tarafından yapılmıştır, üstelik BM yol yapımında uzman olduğu kanıtlanmış bir kuruluştur. Yolların, Karayolları Genel Müdürlüğü Şartnamelerine göre yapılacağı ve yol yapımında Karayolları Trabzon Bölge Müdürlüğü elemanlarının hazır bulunacağı ifadeleri de pek ciddi değildir (ÇED Raporu sh.19). Çünkü yapılacak yollar orman arazisinde açılacak olup, ormancıların dağ yolu yapım tekniklerine göre yapılır ve konu karayolları mensuplarını ilgilendirmez. BM NOTU: Ayder Yaylası yolu ormancıların dağ yolu yapım tekniğine göre mi yapılmıştır? Standart asvalt karayolu olup yapım tekniği yerinde görülmelidir. Davacı vekillerinin 13.01.1999 tarihli dilekçeleri ile İdare Mahkemesi’ne sundukları belgelerin arasında Erzincan Milletvekili Mustafa Kul’un 7/6471 sayılı yazılı soru önergesine Orman Bakanlığı’nın cevabı vardır. Orman Bakanlığı’nın cevabında iki yeni yolun güzergahının yaklaşık 4 ha alanı kapladığı ve bu alanda toplam 485 ağacın damgalandığı bildirilmektedir. Bu ifade doğru olamaz. Yeni açılacak yolların uzunluğu 4.5 km olup, 10 m. genişlikte yapılsalar kaplayacakları orman alanı 4.5 ha olacaktır. Ancak tekniğe uygun olmayan uygulama ile yolların kazı ve dolgu genişliği ortalama 50 m’ye ulaştığı için açılan (tahrip edilen) orman alanı da 22.5 ha kadardır. Buradaki ağaçların da pek çoğu dolgunun altındadır, damgalanmamıştır ve gövdeler 13.01.1999 tarihindeki keşifte görülmüştür. BM NOTU: Mahkemenin bilgisine sunulan soru önergesi hakkında yorum yapan bilim adamlarının bilimselliğinin güvenilirliğini, kamuoyunun takdirine bırakıyoruz. Kesilen ağaçların kütükleri damgalı değildir. Kesimciler kesilen ağaçları tomruklamışlardır. Damga ile ilgili sorumuza verilen cevap dikkate değerdir: “Şef sonra gelip kütükleri damgalayacak”. BM NOTU: Bilirkişi heyetinden beklenen Orman Bakanlığı Teftiş heyetinin görevini üslenmesi değil, projenin çevresel etkisini bilimsel gerçeklerle tahmin etmeye çalışmasıdır.
Kesilen ağaçların kütükleri damgalanmayacaktır. Çünkü yolu genişletmekte olan kepçe kayaları kazarken ağaçların kütüklerini de alaşağı edecektir. Yolun üstüne indirilen kaya, moloz, ağaç kütüğü ve kökler ise dozer tarafından yamaç aşağı sürülüp atılacaklardır.
|
|
|