|
1893 yılında Çin'in Human
eyaletinde doğdu. Babası zengin bir kişiydi. 13 yaşına kadar
sabahları tarlada çalışan öğleden sonraları da okula giden Mao
Zedong, 1911 yılında Guomindang ordusuna katıldı. Bu ordu 1912
yılında Mançu Hanedanı'nı devirerek cumhuriyet ilan etti. Mao,
Marksist fikirlerle de öğretmen okulunda okurken tanıştı; bu
fikirler Pekin'e yaptığı bir gezi sırasında pekişti; bu gezi
aynı zamanda ÇKP'yi kuracak olan öncülerle tanışma fırsatı
verdi Mao'ya.
Mao, soydaşı olan Li Dazhao'dan çok etkilendi ve Li'nin
"Çin'deki devrimin ancak köylü tarafından başarılabilir"
fikrini daha sonraki mücadelelerinde ana düstur olarak
benimsedi.
Mao, ilk siyasal faaliyetlerini Hunan'da özerklik yanlısı bir
hareket içinde yürütmeye ve bu hareketin sosyalist gençlik
bölümünü örgütlemeye koyuldu. Ardından ÇKP'nin eylemlerine
katılacak ve onun desteklediği işçi sendikalarıyla bağlantılı
bir madenciler grevi örgütleyecektir. 1921'de yapılan ÇKP
kongresinde Mao sekreter oldu. ÇKP'nin ilk taktiği, birleşik
milliyetçi taktiği oldu; bu cephede anarşistlerle omuz omuza
mücadele yürütüldü ve hatta Cumhuriyetçi Sun Yat-Sen'in
Guomindang'ı ile bütünleşildi.
ÇKP, 1925 yılındaki ilk devrimci ayaklanmasını organize etti
ve bu ayaklanma kanlı bir şekilde bastırıldı. Bu ayaklanma ÇKP
için sonun başlangıcı gibiydi; 1927'ye gelindiğinde hemen
hemen sıfır noktasına gelmişti. On yıl sonra parti Japon
işgalcilerine karşı bir kez daha Guomindang ile işbirliği
yaptı; ancak bu kez, kendi birliklerinin bağımsızlığını
korudu; çünkü rüzgar artık Mao'nun kızıl devrimcilerinden yana
esiroydu.
Aslında Mao, 1925 yılından itibaren parti ile ters düşen
tezleri savunuyordu. Büyük ayaklanmalar geleneğini sürdüren
Mao, Hunan eyaletinde ilk köylü birliklerinin kuruluşunu
destekledi. Mao, yabancı etkisine açık olan şehirlerinden
ziyade bu etkiye kapalı olan köylülerin harekete
geçirilmesinin daha kolay olduğunu düşünüyordu. Ayrıca ÇKP'nin
şehirli yöneticilerinin SSCB'nin sözcülüğünü yapmaktan başka
bir iş yapmadığını düşünüyordu. Bu hareket Mao'nun liderliğe
yükselmesinde önemli bir dönüm noktası oldu.
1927'deki kırımdan sonra komünistlerin yeniden örgütlenişi
sırasında Çin Köylüler Birliği'nin yönetimine seçildi Mao.
"Güz hasadı ayaklanması"ndan arta kalan birkaç köylüyü bir
araya getiren Mao, ilk devrimci orduyu kurdu. Ne var ki
Guomindang'ın lideri General Çan Kay-Şek'e bağlı hükümet
birlikleri, Mao'nun devrimci ordusunu Jinggang Dağlarına
sığınmaya zorladı; Mao, burada Parti'nin destek vermemesine
rağmen, kasım 1927'den itibaren toprakları köylüler arasında
paşlaştırdı ve köylüleri silahlandırdı. Kızıl Ordu'nun
gelecekte komutanı olacak olan Zhu De'nin askeri yardımıyla
kızıl üsler, özellikle Jiangxi Eyaletinde çoğaldı. 1931'de
devlet başkanlığını Mao'nun üstlendiği bir Çin Sovyet
Cumhuriyeti ilan edildi; iki yıl sonra, Parti Merkez
Komitesi'nin geri çekilmesi üzerine Mao bu eyalette komünist
devrimin başına geçti.
UZUN YÜRÜYÜŞ VE İKTİDAR
Komünistler, 1934 sonbaharında bir yıl sürecek bir Uzun
yürüyüş için Jiangxi'yi boşaltmak zorunda kaldılar: yola çıkan
yaklaşık 100 000 kişiden yürüyüşün sonunda ancak onda biri
hayattta kalabilmiştir. Kızıl Ordu birlikleri, düşman
kuşatmasından kurtulmak için kendinden daha kalabalık ve daha
iyi silahlanmış hükümet kuvvetleriyle çarpışa çarpışa
kuzeybatıya doğru zorlu bir dağlık arazide 10 000 kilometre
yol yürümüşlerdi.. İşte bu Uzun Yürüyüş'ün mimarları ve kalan
10 000 kişi, Çin devriminin de seçkinlerini oluşturdu.
Uzun yürüyüş ve daha sonraki dönemde ÇKP ve Mao, milliyetçi
tepkiden de destek alarak kendi yönetimi altındaki topraklarda
karşılıklı yardımlaşma ekipleri oluşturarak ekonomik
örgütlenmeyi sürdürdü. Bu tarz örgütlenme şu ilkeden hareket
ediyordu: "Parti otoritesi, ilke olarak tabana ifade özgürlüğü
tanıyan ama yukarıdan alınan kararların tartışılmasını
yasaklayan bir demokratik merkeziyetçilik ve dünşünceyi baskı
altına alan "özeleştiri". Mao, Makyavel'den itibaren siyasette
geçerli olan bir ilke ile başlangıçta, Parti'nin genel
direktiflerine aykırı olarak (hedef için her yol meşrudur),
zengin köylülerin desteğini yitirmemek için, aşırı sert bir
tarım reformundan uzak durma politikasını uyguladı.
Mao, Guonmindang'a karşı üç yıl süren savaş ve Kuzey Çin
köylülerinin yoğun bir biçimde hareket geçirilişi sonucunda, 1
Ekim 1949'da Pekin'de Tian An Men Meydanı'nda bir bildiri
okuyarak Çin Halk Cumhuriyeti'ni ilan etti. (Kaynak: Büyük
Ansiklapedi) 1954 yılında Devlet başkanı seçilen Mao, artık
rejimin ideolojik güvencesi ve yeniden kavuşulan birliğin
simgesiydi.
DÜŞÜNCESİ
1956'da Hrusçov'un
Stalin'in kişiliğini tapınmayı eleştiren ve hatalarını
ortaya koyan raporundan sonra, Çinli yöneticiler, ölmüş
totoliter şefi savunmaya kalkıştılar; böylece Mao'ya
yönelebilecek eleştirilerin önünü kesmek istediler. Nitekim
Mao da, 1957'de verdiği Halkın İçindeki Çelişkilerin Adil
Çözümü konulu söylevinde Marksist ve Leninis anlayışlarla
arasındaki mesafeyi dile getirdi.
Sosyalizme geçiş evresi boyunca,
Marksiszm-Leninizm,
önceliği ekonomik etkenlere verir ve partinin ideolojisinin
egemen olduğu kültürel alanı her türlü çelişkiden uzak tutar.
Mao, Taocu yin ve yang geleneğine yaslanmakta tereddüt
göstermeyerek, çelişkili etkenlerin ortadan kalkması
nedeniyle, ideolojik devrimin ekonomik devrimden önce geldiği
"kitle çizgisi" halinde kollektif enerjiyi seferber edecek ard
arda devrimlerin zorunlu olduğunu ileri sürdü. Bu bağlamda,
İleriye Doğru Büyük Sıçrama (1957-1960) gönüllü stratejisini
benimsedi; bu doğrultuda "tarım cephesi askerleri" haline
getirilmiş köylülerden ölçüsüz bir üretim çabası istendi.
Büyük Sıçrama'nın sonucu 13 milyon kişinin açlıktan ölmesine
yol açan bir kıtlık oldu. Bunun üzerine "Büyük Önder(!)"
ülkenin doğrudan yönetiminden çekildi.
Mao'nun önemli fikir kaynaklarından biri de
Charles Darwin'di. Daha sonra anlatılacak olan Kültür Devrimi*'nin
temelinde de bu fikirlerin olduğu görülecektir. K. Mehnert, bu
konuda "Mao, kurduğu bu düzenin felsefi dayanağını "Çin
sosyalizminin temeli, Darwin'e ve Evrim Teorisi'ne
dayanmaktadır" diyerek açıkça belirtmişti" demektedir.
II. DÖNEM İKTİDAR
1963'ten itibaren, belli başlı Maocu tezlere dayalı olarak
olağanüstü bir propaganda saldırısı, bir sosyalist eğitim
kampanyası başlatıldı: partinin kitleler tarafından
denetlenmesi, hiyerarşiye son verilmesi, el emeğiyle kafa
emeği, şehirle köy arasındaki faklılığın kaldırılması. Halk
Kurtuluş Ordusu'nun yöneten Lin Biao, Mao'nun kişiliğinde
gerçek bir tapınmayı örgütledi. Mao, bir kez daha ekonomi
uzmanlarına karşı çıktı ve iktidarı ele geçirmek üzere parti
aygıtına karşı Kültür Devrimi'ni (1965-1969) yönetti. Dört
Eski'yi (eski düşünceler, eski kültür, eski alışkanlıklar ve
eski adetler) yok etmeyi, Kültür Devrimi, bürokrasiyi
eleştiriyordu.
Liselerde ve üniversitelerde şiddet hareketleri başladı,
öğretmenler dövüldü; 1966'da çoğunluğu öğrencilerden, fanatik
gençlerden oluşan milyonlarca Kızıl Muhafız'ın seferber
edilmesiyle terör doruk noktasına ulaştı. Bu döneme hakim olan
Kaostu. Komünizmin Kara Kitabı adlı eserde bu dönem şöyle
tasvir ediliyordu: "Hepsi ölüme mahkum edilen devrim
karşıtları, bütün halkın davet edildiği açık duruşmalarda,
Kızıl muhafızlar tarafından parçalanıyorlardı. Halk ise bu
esnada "öldür öldür!" diye bağırıyordu. Kızıl Muhafızlar bazen
parçaları kızartıp yiyor ya da hala canlı olan mahkumun
gözleri önünde ailesine yediriyordu; herkes "eski mülk
sahibi"nin karaciğerinin ve kalbinin yendiği ziyafetlere ve
konuşmacının yeni kesilmiş kafalardan yapılmış bir kazık
dizisi önünde konuştuğu toplantılara davetliydi."
Çin'de yamyamlığa varacak kadar şiddetlenen nefret ve
vahşet hakimdi. (Komünizmin Kara Kitabı, s. 617)" Kızıl
Muhafızlar, şehirleri denetim altına aldılar ve geçmişin
simgesi dedikleri her şeyi yakıp yıktılar. Kendi içlerinde de
bölünmüş haldeki Kızıl Muhafızlar, ordu tarafından düzene
uymaya çağrıldı. Bu düzenleme bizzat Mao tarafından yönetildi.
Mao'nun en çok eleştirilen yönü de bu oldu.
Kendisinden sonra gelen yöneticiler tarafından Mao'nun
uyguladığı Kültür Devrimi, rejimin uğradığı tüm
başarısızlıkların nedeni olarak gösterildi. Aynı şekilde,
İleriye Doğru Büyük Sıçrama'dan başlayarak, Mao'nun tüm
hataları, ihtiyarlayan otokrat üzerinde büyük etkisi olan eşi Jiang Quing**'in yönettiği
Dörtlü Çete'ye mal edildi. Kültür Devrimi'nin hem
örgütlenmesine hem bastırılmasına katılmış olan bu önde gelen
Maocular, 9 Eylül 1976'da Mao'nun ölmesinden sonra
iktidarlarını sürdüremediler.
*Kültür Devrimi: Mao Zedung iktidar mücadelesi
sırasında çok planlı hareket etmiş, büyük bir sabırla
başarısızlıklardan geçe geçe başarıya ulaşmıştır. Ülke içinde
kendisine karşıt güçleri yenilgiye uğrattıktan, II. Dünya
Savaşı sonrası emperyalizmin tasfiyesini sağladıktan, 1 Ekim
1949'da Çin Halk Cumhuriyeti'ni ilan ettikten sonra, artık
yeni hedefi kuracağı düzeni daim kılmaktı. Bu amaçla
tasarlamış olduğu insan modeline ulaşmak için 1966 Kasımında
"Büyük Proleter Kültür Devrimi"ni başlatmıştır. Bu devrimin
önemli ilk öğesi, Mao'nun adeta putlaştırılmaya varan önemi
yani halka benimsetilen; insanı, toplumu, doğayı dönüşüme
uğratan; insanları kendi sistemine göre varoluşları hakkında
bilgilendiren bir düşünce tarzı olan "Mao Zedung Düşüncesi(MZD)"dir.
Bu düşünce tarzıyla Mao, bir çok sistemin, ideolojinin sahip
olduğu yapısına uygun tek tip insan ütopyasını bir süreliğine
gerçekleştirmiştir.
**Jiang Qiang: 1980'de
Dörtlü Çete duruşmasında, ömür boyu hapse mahkum edilen Jiang
Wuing, 1991'de intihar etti.
|