|
12 Aralık 1916'da Hatay
Reyhanlı'da doğdu. Hatay Lisesini bitirdi. İstanbul
Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe bölümüne girdi.
Öğrenimini tamamlayamadan Hatay'a döndü. Bir süre ilkokul
öğretmenliği ve nâhiye müdürlüğü, Tercüme Kaleminde reis
muâvinliği yaptı. İstanbul Üniver sitesi Edebiyât Fakültesi
Fransız Dili ve Edebiyâtı bölümünü bitirdi. Elâzığ Lisesinde
Fransızca öğret menliği yaptı (1942-45). İstanbul Üniversitesi
ya bancı diller okulunda okutman olarak çalıştı (1946). 1955'te
gözleri görmez oldu. Fakat talebelerinin yardımıyla
çalışmalarını ölümüne kadar sürdürdü. 1974 senesinde İstanbul
Üniversitesinden emekli oldu. 13 Haziran 1987 günü İstanbul'da
vefât etti.
Cemil Meriç'in ilk yazısı
Hatay'da Yeni Gün Gazetesi'nde çıktı (1928). Sonra Yirminci
Asır, Yeni İnsan, Hisar, Türk Edebiyâtı, Yeni Devir, Pınar,
Doğuş ve Edebiyat dergilerinde yazılar yazdı. Cemil Meriç,
gençlik yıllarında Fransızcadan tercümeye başladı. Hanore de
Balzac ve Victor Hugo'dan yaptığı tercümelerle kuvvetli bir
mütercim olduğunu gösterdi. Batı medeniyetinin temelini
araştırdı. Dil meseleleri üzerinde önemle durdu. Dilin, bir
milletin özü olduğunu savundu. Sansüre ve anarşik edebiyâta
şiddetle çattı.
Cemil Meriç 38 yaşında iken
gözlerini kaybetti. O dönemden itibaren de çalışmalarını
sürdürdü. doğrunun peşinde koşan bir cengaverdi sanki.
Cemil Meriç, miskinler tekkesi
olarak kabul ettiği fildişi kulelerin dışındaki aydın
olacakken, fildişi kuleye sığınmak zorunda kalır. Yıllarca
fildişi kulesinde dir, yıllarca yalnız. Kavganın dışındadır,
fikir ve sanat kavgasının. Politikadan da, kurtarıcılığına
inanmadığı için kaçar.
Cemil Meriç’in yeri hep kütüphane
oldu. Kütüphanesinde Don Kişot'luk yapar sanki. Argoya,
arenaya, ateş hattına, politikaya hiç inmedi.
70’li yıllarda fildişi kulesinden
çıktı. Makalelerinde, yayımladığı eserlerde Asya’nın Avrupa
ile hesaplaşmasına tanık oluruz, 150 yıldır gölgeler aleminde
yaşayan ve insanından kopan aydının trajedisini izleriz adım
adım; kaypak, müphem, tarif edilmemiş, Avrupa’nın emellerini
dile getiren ama bizim şuursuzca benimsediğimiz mefhumlar,
ideolojiler, sloganlar... aydınlığa kavuşur tek tek
gözlerimizin önünde.
Eserleri: Umrandan Uygarlığa
(1974), Kırk Ambar (1983) isimli eserleriyle iki defâ Türkiye
Millî Kültür Vakfı ödülünü kazandı. Hint Edebiyâtı, Saint
Simon, İlk Sosyolog, İlk Sosyalist, Bir Dünyânın Eşiğinde, Bu
Ülke, Mağaradakiler, Bir Fâciânın Hikâyesi, Işık Doğudan Gelir
ve Kültürden İrfana başlıca eserleridir.
Aldığı ödülleri: Kırk Ambar adlı
eseriyle "Türkiye Millî Kültür Vakfı" ödülü, Ankara Yazarlar
Birliği Derneğinin"Yılın Yazarı", Kayseri Sanatçılar
Derneğince, "İnceleme", Kültürden İrfana adlı eseriyle,
Türkiye Yazarlar Birliği "Yılın Fikir Eserleri" ödüllerini
aldı.
CEMİL MERİÇ KRONOLOJİSİ
1877
Babası Mahmut Niyazi Bey'in yaklaşık doğum tarihi.
1912 Balkan Harbi
sırasında ailesi Yunanistan/Dimetoka'dan Hatay'a göç eder.
1916 12 Aralık günü
Hatay'ın Reyhanlı kazasında Hüseyin Cemil dünyaya gelir. İki
de ablası vardır: Zehra ve Nadide. Bir-yedi yaş çocukluğu
Antakya'da geçer. Babası aynı şehirde Ziraat Bankası müdürü,
sonra da mahkeme reisidir.
1920 Birinci Dünya
Savaşı'nı izleyen yıllarla 1936 arası, Suriye Fransa'nın
mandası altındadır. Misak-ı Milli dışında bırakılan Hatay'da
da muhtar bir idare kurmuştur Fransa: Bağımsız İskenderun
Sancağı.
1923 Babasının
memuriyetten ayrılması üzerine Reyhanlı'ya dönerler. Aynı yıl
Reyhanlı Rüştiyesi'nde okula başlar. Bu ilkokulda, üçüncü
sınıftan itibaren Fransızca dersleri de okutmaktadır.
1928 İlkokulu bitirir,
elindeki diplomanın adı: "Certificat d'études primaires"dir.
Aynı yıl Antakya'ya gider ve Antakya Sultanîsi'nde ortaokula
başlar. Eğitim Fransız kültürü ağırlıklıdır.
1933 Çalışkan bir öğrenci
olmasına rağmen cebirden ikmale kalır, gözleri zayıftır ve
sınıftaki tahtayı iyi görmemektedir, altı numara miyobu olduğu
anlaşılır. Aynı yıl, yerel Yenigün gazetesinde ilk yazısı
yayımlanır: "Geç kalmış bir muhasebe" (23.09.1933)
1934-1935 On birinci
sınıfı, birinci bölüm bakaloryayı alarak bitirir; ama liseden
mezun olamaz, çünkü aynı yıl, lise on iki sınıf olur ve ikinci
bakalorya konur. Yani bir yıl önce on birinci sınıfı
bitirenler üniversiteye girebilirken, onun on ikinci sınıfı da
bitirmesi gerekir.
1935-36 On ikinci sınıf
felsefe sınıfıdır, bu sınıftayken, milliyetçi tutumu,
yayımlanan bir yazısı ve bu yazıda bazı hocalarına, onları
yeteri kadar milliyetçi bulmadığı için sert çıkması ("Türk
Genci", Yıldız, (5.7.1935), parlak bir talebe olmasına rağmen
ve mezuniyetine pek az bir zaman kala, ikinci bölüm
bakaloryayı alamadan okulu terk zorunda kalmasıyla sonuçlanır.
Okulu bitirdiğinde tahsiline Mülkiye'de devam edebilecekken,
bu imkân da böylece ortadan kalkar.
1936-37 İstanbul'a gelir.
Üniversiteye giremez. Bir süre pertevniyal lisesi 12. sınıfına
devam eder. Hocaları, felsefede İhsan Kongar, tarihte Resat
Ekrem Koçu, edebiyatta Keyise İdali, Fransızca'da Nurullah
Ataç'tır. Kumkapı ve kadırga talebe yurtlarında kalır. Nazım
Hikmet ve Kerem Sadi ile tanışır. Onlar için kendi imzasını
kullanmadan iki kitap çevirir Türkçe'ye: Gaston Jèze'in maliye
ile ilgili 400 sayfalık bir kitabı ile Stalin'in "Pratik ve
Teori" adlı kitabı. Vaad edilen tercüme paralarını alamaz.
1937 İstanbul'da
geçinebilmesi zordur, Mayıs ayında vapurla İskenderun'a dönmek
mecburiyetinde kalır. Aynı yıl İskenderun'un Haymeseki adlı
köyünde dokuz ay kadar ilkokul öğretmenliği yapar, hemen hiç
öğrencisi yoktur. Aynı yıl İskenderun Tercüme Bürosu'na
sınavla reis muavini olur, Türkçe basını Fransızca'ya çeviren
bir ekibin başındadır. Beş altı ay kadar bu işte kalır.
1938
Hatay bağımsız bir cumhuriyet olmaktadır. Türkiye'nin
sancaktaki idare amirlerinin Türk olması için Fransızlar nezdindeki girişimi sonucu, Fransızlar tarafından Aktepe'ye
nahiye müdürü tayin edilir. Sadece yirmi iki gün süren bir
memuriyet. İşine Hatay Valiliği'nden gelen bir telefonla son
verilir. Reyhanlı'ya dönüp Batı Ayrancı köyünde ilkokul
öğretmenliğine başlar. Türk Hava Kurumu'nda sekreterlik,
Belediyede katiplik gibi geçici görevlerde de bulunur.
1939 Nisan ayında tevkif
edilir, üç yüz kadar kitabına ve dergi koleksiyonlarına el
konur. Antakya'ya götürülür, Hatay hükümetini devirmek
suçundan idam talebiyle yargılanır, iki ay sonra beraat eder.
Aynı yıl 29 Haziran'da Hatay Türkiye'ye katılır.
1940 Tekrar
İstanbul'dadır. Bir arkadaşından İstanbul'da Yabancı Diller
Okulu'na burslu talebe alındığını, oraya girebileceğini
öğrenmiştir. Okula müracaat eder, giriş sınavını kazanıp iki
yıl okur, iki yıl da Fransa'ya staja gönderilecektir.
Tarlabaşı'nda bir pansiyonda kalmaktadır. Elit, Nisvaz gibi
zamanın sanatçı ve aydınlarının bir araya geldiği kahvelere
devam eder bir süre. 1941 İstanbul'daki ilk
yazısı "İnsan" dergisinde yayımlanır: "Honoré de Balzac"
1942 İkinci Dünya Savaşı
yüzünden Yabanci Diller Okulu öğrencileri Avrupa'ya
gönderilemez, mecburi hizmeti vardır, kurada şansına Elazığ
çıkar. Aynı yıl Elazığ'a gitmeden az önce tarih ve coğrafya ögretmeni olan Fevziye Menteşoğlu ile tanışır ve 19 Mart günü
evlenir, eşi İstanbul'ludur. Aynı yıl, Haziran ayında babası
ölür. Aynı yıl, 29 Ekim'de Elazığ Lisesi'nde Fransızca
öğretmenliğine başlar.
1942-43 "Ayın
Bibliyografyası" adlı dergide tercüme tenkitleri yayımlanır.
1943 Elazığ Askeri
Hastanesi'nce düzenlenen bir kurul raporuna göre, her iki
gözündeki yüksek ve 'müterakki' miyop askerlik yapmasına
engeldir, askerlikten muaf tutulur. Aynı yıl, ilk kitabi
yayımlanır, Balzac'dan bir çeviridir bu: "Altın Gözlü Kız"
(Üniversite Kitabevi), 189 sayfalık kitabın 74 sayfası
Balzac'la ilgili bir incelemenin yer aldığı önsözdür.
1944-47 arası, dönemin
çeşitli dergilerinde ("Yurt ve Dünya", "Yücel", "Gün",
"Amaç")özellikle Fransız edebiyatı ve düşüncesi üzerine
incelemeler, daha da çok tercüme tenkitleri yazar.
1945 Şubat, Elazığ'daki
stajyer ögretmenlik görevinden, iki sene dört ay sonra
ayrılır. Eşinin Elazığ'a tayini çıkmadığı gibi, eşi burada iki
de çocuk kaybetmiştir. Ancak İstanbul'da doğum yapabileceğinin
anlaşılması üzerine İstanbul'dadır ve yedi aylık hamiledir.
Tıp Fakültesi'nden gözlerinin yorgun olması nedeniyle aldığı
rapora rağmen Bakanlıkça izinli de sayılmayınca istifa eder.
Aynı yıl, 1 Nisan'da bir oğlu dünyaya gelir, ismini Mahmut Ali
koyar. Aynı yıl, Balzac'dan iki çevirisi çıkar: "Otuzundaki
Kadın" (A. Bolat Yayınevi, 168 sayfa) ve "Onüçlerin Romanı (Ferragus)"
(Yüksel Yayınevi), 157 sayfanın 28 sayfası önsöz.
1946 16 Aralık, bir kızı
gelir dünyaya: Ümit. Aynı yıl bir çevirisi daha basılır, hep
Balzac'tan: "Kibar Fahişelerin İhtişam ve Sefaleti" (İnkilap
Yayınevi), 471 sayfa, 17 sayfalık bir önsöz. Aynı yıl, Aralık
ayının son günlerinde sınavla İstanbul Üniversitesi Edebiyat
Fakültesi'nde Fransızca okutmanı olur.
1947 Bir yıl kadar
"Yirminci Asır" dergisinde yazar. 1947-53 yılları arasında
makale yazmaya ara vermiş gibidir. 1953'te aynı dergide bir
kaç makalesi daha yayımlanacaktır.
1948 Victor Hugo'nun "Hernani"
adlı piyesinin manzum olarak tercümesi Milli Eğitim Bakanlığı
tarafından kendisine verilir. 1949-50-51 tarihlerini taşıyan
ve çeşitli okuma notlarından oluşan bir defter doldurur. Aynı
zamanda yogun bir dosyalama ve fişleme çalışması içindedir.
İlgisini çeken her konuda malzeme biriktirmektedir.
1951 Muafiyet imtihanına
girecek Hukuk Fakültesi ögrencileri için, F. H. Saymen ve
Mösyö Louat ile 43 sayfalık bir Fransızca "Yardımcı Metinler"
kitapçığı hazırlar (Yabancı Diller Okulu, Fakülteler
Matbaası). Aynı yıl Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'ne
doktora ögrencisi olarak kaydolur.
1952-53 İstanbul Işık
Lisesi'ne Fransızca öğretmeni olur.
1952-54 arası aldığı okuma
notlarıyla iki defter daha doldurur.
1953-54 Yabancı dil
okutmanlığına paralel olarak lise öğretmenliğini sürdürür.
1954 İlkbahar aylarında
gözlerini kaybeder. Aynı yıl, yaz ayları boyunca İstanbul
Cerrahpaşa Hastanesi'nde yatar, birkaç başarısız göz ameliyatı
geçirir. Bir gözünde retina tabakası çatlamıştır, diğerine
katarakt sonucu perde inmiştir. Ameliyatlara yurt dışından
devam edilmesinin uygun olacağı sonucuna varılır.
1955
21 Ocak, Denizyollarının Tarsus vapuruyla, tek başına
İstanbul'dan Marsilya'ya, oradan da Paris'e gider. Fakülte
tarafından "tetkikatta bulunmak üzere" Avrupa'ya seyahate
gönderiliyor kabul edilerek, yola çıkabılmişse de amaç
Paris'te ünlü "Quinze-Vingts" (Kenzven) Hastanesi'nde ameliyat
olabilmektir. Ocak sonuyla Temmuz ayı arasında birçok ameliyat
geçirir, fakat gözdeki yüksek tansiyon ve kanama yüzünden son
ameliyatlar yapılamaz, yurda dönmek mecburiyetinde kalır. Bir
daha ameliyat olmayacak ve artık hayatının sonuna kadar
göremeyecektir. 7 Temmuz günü uçakla Yeşilköy Havaalanı'na
iner. Aynı yıl, Hatay'da oturan annesi Zeynep Hanım vefat
eder. Aynı yıl jurnal tutmaya ve "Quinze-Vingts Geceleri"
isimli bir roman yazmaya başlar, her ikisine de devam etmez.
1956 V. Hugo'nun
"Sefiller" adlı eserini, sonra da H. Taine'in "Sanatın
Felsefesi" adlı kitabını Türkçe'ye çevirmek talebi Maarif
Vekaleti'nce geri çevrilir. Üç ay kadar sonra, Vekalaetten
gelen bir yaziyla, J. J. Rousseau'nun "Emil" adlı eserini
çevirmesi uygun görülür, çeviriye başlar. Yaptigi çalisma
yarim kalmis titiz bir çeviri örnegidir. Aynı yılın Aralık
ayında "Hernani" çevirisi, Maarif Vekaleti'nin "Klasikler"
dizisi arasında yayımlanır.
1957 O yılın tiyatro
sezonu için İstanbul Şehir Tiyatroları'nda "Hernani"nin
temsili uygun görülmüş ve sahne çalısmaları tamamlanmış
gibiyken "mühim bir sebepten dolayi daha sonra sahneye
konacaktır" gerekçesiyle eser, son anda programdan kaldırılır
ve bir daha da temsili söz konusu olmaz.
1959 Fransızca
öğrenecekler için bir Fransız dili grameri hazırlar. Yaklaşık
100 daktilo sayfası tutan bu çalışması basılmaz. Aynı yıl,
Hügo'nun "Sefiller" adlı eserini Türkçe'ye çevirmesi
Bakanlıkça uygun görülür. Ne var ki Hint düşünce si ve
edebiyatiyla ilgili geniş kapsamlı bir çalışma bütün zamanını
almaktadır, çeviriye başlar ama devam etmekten vazgeçer.
1961 Eşi ağır bir
rahatsızlık geçirse de hemen tamamen iyileşir.
1963 "Hint Edebiyatı"nın
yazılması biter, eser baskıya hazırdır. Aynı yıl, yılbaşından
itibaren düzenli olarak jurnal tutmaya başlar, "Jurnal"ine 64
ve 65 yıllarında da devam eder, bu dönemde "Mektuplar"la
zenginleşen Jurnal, aralıklarla da olsa 1983 yılı ortalarına
kadar sürecektir. Aynı yıl, Antakya'da İngilizce ögretmeni
Lamia Çataloglu ile tanışır. Bu tanışma hayatının sonuna kadar
sürecek bir dostluğa dönüşür. Aynı yıl, Edebiyat Fakültesi
sosyoloji bölümünde, hem sosyoloji öğrencilerine hem de
çeşitli fakültelerden derslerini izlemeye gelen öğrencilere
sosyoloji ve kültür tarihi dersleri verir, bu dersler çok
düzenli olmasa da emekliliğine kadar sürecektir.
1964 Bir yıl kadar
bastırılamayan "Hint Edebiyati", sonunda yayımlanır (Dönem
Yayınları, 266 s.).
1965 1953 yılından sonra
ilk kez "Dönem" ve "Çağrı" dergilerinde makaleleri çıkar.
1966 Victor Hugo'dan,
Mahmut Sait Kılıççı ile beraber manzum olarak çevirdiği "Marion
de Lorme" basılır (M.E.B. Yayınları, 192 s.). Aynı yıl,
Hugo'dan yapmış olduğu "Hernani" çevirisi ikinci kez basılır (M.E.B.
Yayınları, 184 s.).
1967 Makale yazmayı "Yeni
İnsan" ve "Hisar" dergilerinde sürdürür. "Hisar"daki yazıları
aralıklarla da olsa on yılı aşkın bir süre devam edecektir.
"Saint-Simon İlk Sosyolog, İlk Sosyalist" bu yıl basılır. (Çan
Yayınları, 143 s.). Aynı yıl, A. Meillet ile M. Lejeune'ün
Encyclopédie Française'deki bir yazısını "Dillerin Yapısı ve
Gelişmesi" başlığı altında, talebesi Berke Vardar ile
Türkçe'ye çevirirler. (Dönem Yayınları, 86 s.).
1969 "Sosyalizm ve
Sosyoloji Tarihinde Pierre Joseph Proudhon" adlı bir çalışması
Fakülteler Matbaası'nda basılır. (Türkiye Harsi ve İctimai
Araştırmalar Derneği, sayı 101, 23 s.).
1970 1968'de İ.Ü.E.F.
Sosyoloji dergisinde çıkan "İdeoloji" ile ilgili bir başka
çalışması (sayı 21-22), bir kitapçık halinde yayımlanır
(Fakülteler Matbaası, 23 s.).
1973 Balzac'tan çevirmiş
olduğu "Kibar Fahişelerin İhtişam ve Sefaleti" adlı eser,
ikinci defa, "İhtisam ve Sefalet (Vautrin)" adıyla gözden
geçirilip basılır (Ötüken Yayınevi, 543 s.).
1974 İstanbul Üniversitesi
Edebiyat Fakültesi Fransızca okutmanlığından emekli olur.
Görmemesine ve oldukça zor çalışma kosullarına ragmen hocalık
görevini sonuna kadar sürdürmüştür. Aynı yılın Nisan ayında
bir erkek torunu dünyaya gelir, 58 yaşında dede olmuştur. Aynı
yıl, Bu Ülke yayımlanır (Ötüken Yayınevi, 170 s.). "Ümranlar
Uygarlığa" adlı eseri de bu yil basılır (Ötüken Yayinevi, 371
s.) ve Türkiye Milli Kültür Vakfı'ndan "fikir dalında" ödül
alır. Aynı yıldan itibaren "Türk Edebiyatı", "Kubbealtı
Akademi" ve "Orta Doğu" gazetesinde yazıları çıkmaya başlar.
1975 "Bu Ülke" ikinci
baskıyı yapar. (Ötüken Yayınevi, 200 s.). Aynı yılın Haziran
ayında bir erkek torun sahibi daha olur.
1976 "Bu Ülke" ilavelerle
üçüncü defa basılır (Ötüken Yayınevi, 244 s.). Aynı yıl, "Hint
Edebiyatı" adlı eserı, "Hint ve Batı" başlıklı bir bölümün de
eklenmesiyle "Bir Dünyanın Esiğinde" adıyla ikinci kez basılır
(Ötüken Yayınevi, 344 s.).
1977 "Pınar", "Köprü",
"Gerçek" dergilerinde makaleleri çıkar, en çok da "Pınar"da
yazar. "Ümrandan Uygarlığa"nın ikinci baskısı yapılır (Ötüken
Yayınevi, 366 s.).
1978 "Mağaradakiler" adlı
eseri yayımlanır (Ötüken Yayınevi, 352 s.). Aynı yıl Mart
ayında televizyonun birinci kanalında roman üzerine bir
söyleşisi yayımlanır. 1978-84 yılları arasında, çoğu Kubbealtı
Cemiyeti'nde olmak üzere yılda üç dört kere konferans verir.
1979 "Bir Dünyanın
Eşiğinde" üçüncü baskısını yapar (Ötüken Yayınevi, 352 s.).
"Bu Ülke" yeni ilavelerle dördüncü kez basılır (Ötüken
Yayinevi, 275 s.). Aynı yıl "Hareket" dergisinde de yazmaya
başlar.
1980 "Kırk Ambar"ı çıkarır
Cemil Meriç (Ötüken Yayınevi, 487 s.). Aynı yıl eser, Türkiye
Milli Kültür Vakfı Ödülü'ne layık görülür. Aynı yıl "Magaradakiler"
ikinci baskısını yapar (Ötüken Yayınevi, 326 s.). Uriel
Heyd'den "Ziya Gökalp, Türk Milliyetçiliğinin Temelleri"
isimli kitabı çevirir (Sebil Yayınevi, 134 s.). "Milli Eğitim
ve Kültür" dergisinde ve "Yeni Devir" gazetesinde makaleleri
yayımlanmaktadır. 1981 "Bir Facianın
Hikayesi" Ankara'da bir yayınevi tarafından basılır (Ümran
Yayıınları, 167 s.). Thornton Wilder'in "Köprüden Düşenler"
adlı kitabını Lamia Çataloğlu ile birlikte İngilizce'den
Türkçe'ye çevirirler (Tur Yayınları, 112 s.). Aynı yıl, Ankara
Yazarlar Birliği Derneği tarafından "yılın yazarı" seçilir.
1982
Kayseri Sanatçılar Derneği'nden, inceleme dalında bir ödül
alır. Aynı yıl, 15 Ocak Nişantaşı Akademi Kitabevi'nde bir
imza günü düzenlenir. İlk kez okuyucusuyla buluşur. Aynı yıl,
30 Ocak'ta "Cemil Meriç'le Türk kültüründeki değişmeler
hakkında bir söyleşi" başlığını taşıyan bir televizyon
programına katılır.
1983 Maxime Rodinson'un
"Batıyı Büyüleyen İslam" adlı eserini dilimize kazandırır
(Pınar Yayınları, 233 s.). Aynı yıl İletişim Yayınları'nın
çıkardığı "Cumhuriyet Dönemi Türkiye Ansiklopedisi'ne
makaleler yazar. 7 Mart günü 41 yıllık bir beraberlikten sonra
eşini kaybeder. Aynı yıl TÜYAP Kitap Fuarı'nda kitaplarını
imzalar.
1984 "Işık Dogudan Gelir"
adlı kitabı yayımlanır (Pınar Yayınları, 233 s.). Aynı yılın
Ağustos ayında bir beyin kanaması geçirir: sol hemipleji
sonucu sol tarafına felç iner. Cerrahpaşa Hastanesi'nde üç ay
süren bir tedaviden sonra taburcu olur.
1985 "Bu Ülke" Entelektüel
Bir Otobiyografi ve Cemil Meriç Kronolojisini de içeren 63
sayfalık bir giriş bölümüyle beşinci kez basılır (İletişim
Yayınları, 285 s.). "Kültürden İrfana" adlı eseri İnsan
Yayınları arasında çıkar (405 s.). Aynı yayıneviyle bütün
eserlerinin basılması konusunda imzalanan sözleşmeye rağmen
diğer eserleri basılmaz.
1986 İletisim
Yayınları'nın bu kez de "Tanzimattan Cumhuriyet'e Türkiye
Ansiklopedisi"nde makaleleri yer alır.
1987 13 Haziran günü,
kendisini yatağa mahkum eden uzunca bir hastalıktan sonra, 71
yaşında hayata gözlerini yumar. Karacaahmet mezarlığına eşinin
yanına defnedilir. (Ada 8, No 890). Aynı yıl, ölümünden bir ay
kadar önce, televizyonun birinci, kanalında, TRT tarafından
hazırlatılan: "Sanatımızdan Portreler: Cemil Meriç" adlı bir
belgesel yayımlanır. Ölümü üzerine aynı belgesel bir kere daha
ekrana gelecektir. Aynı yıl, Dönemli Yayıncılık'la Cemil
Meriç'in varisleri arasında, bütün eserlerinin basılması
konusunda bir sözleşme imzalanır, iki eserinin yayına
hazırlanıp baskıya verilmesi aşamasında, yayınevinin kapanması
üzerine bu girişim sonuçsuz kalır.
1989 Cemil Meriç için, 13
Haziran günü Cağaloğlu Basın Müzesi'nde düzenlenen ikinci ölüm
yıldönümü anma toplantısında yapılan çesitli konuşmalar,
Hüriyet Gösreti'nin Eylül ayı sayısıyla birlikte çıkan Cemil
Meriç ekinde yayınlanır.
1991 Dördüncü Ölüm
yıldönümü dolayısıyla, Hatay Kültür Müdürlüğü ve İLESAM
tarafından Antakya'da, "Türk Fikir Hayatında Cemil Meriç'in
Yeri" konulu bir panel düzenlenir. Paneldeki konuşmalar,
Mehmet Tekin tarafından "Cemil Meriç: Şair, filozof, yazar"
adını taşıyan bir kitapçıkta toplanır (Antakya, 94 s.).
1992 Ocak ayında, Cemil
Meriç'in bütün eserlerinin bir Külliyet halinde basılması
konusunda, İletişim Yayınları ile Cemil Meriç'in varisleri
olan çocukları arasında bir nesir sözleşmesi düzenlenir. Bu
sözleşmeye göre, Cemil Meriç'in basılmış bütün telif eserleri,
basılmamış "Jurnal" ve "Mektuplar"ı, çeviri eserleri ve yine
basılmamış ders notları,konferansları, diğer yazıları
yayınevince yayımlanacaktır. Cemil Meriç'in beşinci ölüm
yıldönümünde "İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü Öğrenci Kültür
Merkezi Edebiyat Kulübü" tarafından bir anma günü düzenlenir.
|